Çok partili siyasal demokrasiye geçtiğimiz 1946’dan buyana geçen 71 yılık sürec irdelediğinde egemen iktidarlar, aydın ve eğitimlileri muhalif olarak görürken hedef gözdeleri kırsal kesimdeki seçmenleriydi.
Her iktidarlar dönemlerinde sanayileşme, üretim, istihdamı artırıcı ekonomik büyüme, gelişme ve kalkınmışlığın toplum kesimlerine yansıtılması geçmişi karalamak ve yermek siyasetin temel argümanı olarak görülüyor. Emperyalizmin kapitalist baskılarıyla Osmanlı devlet düzeninin ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin varoluşu ile 1946’ya kadarki tek partili siyaset o döneme göre batı ve doğu arasında ittifaklar tercihini getirdi. “Yurtta sulh, cihanda sulh”prensibi çok partili demokrasiye geçiş egemen güçlerin etkileriyle askeri, ekonomik, siyasal vesayetlerle sağ ve muhafazakar iktidarlar oluşturuldu. Ecevit-Erbakan koalisyon hükümetinin 1974’deki Kıbrıs harekatı ulusal bütünleşmeyi sağlamasına karşın siyasal, askeri ve ekonomik ambargolar sonrasını merkez sağ ağırlıklı koalisyonlar dönemi izledi.12 Eylül askeri darbesiyle durdurulan demokrasinin ardından siyasetimiz Özal ile yeniden re-organize edilirken,”Yurtta Sulh Cihanda Sulh” prensibi de tarih oldu.
Dünya ile entegrasyonda “Çağ atladık”sloganlı dönem özelleştirmelere atmayı geliştirdi. Dünya ülkeleriyle entegrasyonun tombul ve engin hoşgörülü patronu,”Bana 2.5 gazete yeter”diyerek yandaş basın ve medyanın yolunu açtı. Teknoloji transferi ve iletişimde dünya ile ağ kuruldu. Dar gelirli ve kırsal kesime yönelik,”Orta direk” siyasetiyle merkezi yönetim hizmetleri neredeyse 20 evden oluşan yerleşim yerlerine kadar belediyeler kurularak oy’a devşirildi.O yıllarda Zonguldak’ın beldeleri ve hatta Ereğli’nin Gülüç mahallesi de rakip partiye oy kaybettirmek uğruna belediye yapıldı. Bartın’da bir seçim uğruna il olmuştu. Tüm bunlara karşın Orta direkle birlikte ekonomik istikrar sağlanamayınca Anayasa kitapcıklarının fırlatıldığı koalisyonlarda siyaset dışına fırlayınca Çillerli- bir bölümü de sıralı başbakanlıklar- da İl’ler yeni illeri yaratırken muhafazakar kesimden AK Parti’li döneme geçtik. 15 yıldan buyana din argümanlı algı siyasetinde birçok il Büyükşehir statüsüne geçti. Özelleştirme yerli ve yabancı sermayeyle hızlanırken 2007’den sonra halk oylamaları, genel ve yenileme seçimleri, darbe kalkışması, terörle mücadele, ve Ortadoğu’nun “Sıfır sorunlu” siyaseti,”Çok sorunlu”ya dönmesi iktidar ve güç yorgunluğuna döndü. Başta AB ve AB ülkeleriyle birlikte ABD ile yaşanan krizler derken 16 Nisan referandumundan buyana ”Metal Yorgunluğu”yla yerel yönetimlere kayyum atamaları, görevden almalar ve istifalara muhalif yönetimlerde eklendi.
Zonguldak’ın Büyükşehir yapılacağı tartışılıyor. Bazı belde belediyeleri de kapanacak. Bu proje sandığa nasıl yansır.! Göreceğiz ama Karaelmas diyarında gelişememişlik, geriye gidiş, göçün önlenmesini giderici istihdam ve alternatif sanayiye geçiş projeleri arasında öncelikle yerli enerji kaynaklarını ekonomiye kazandırmak için Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nun uhdesindeki maden sahalarının ihaleye çıkarılması madencilerin tepkisine yol açınca geri adım atıldı.Torba yasa tasarısında değişiklik yapıldı.Şimdilik tepkiler yatıştı ama Maden sahaları ihale yönetmeliğinin içine ileride mevzuatta değişiklik olabileceğine ilişkin ifadeleri de yazıverdiler..
Yeni yılda Zonguldak’ın maden sahaları yerli ve yabancı yatırımcı beklerken Ereğli’nin İl yapılması girişimleri,”Havanda su dövmek”den öteye gitmeyecek. Alaplı’ya gelirken döner kavşağına girerek ilçe merkezine giriş garabetine çözüm yapılamıyor. Alaplı’nın Milletvekili ve iktidar yetkilileri kavşaktan her defasında geçmelerine karşın bu garabeti görmüyorlar ama Çaycuma’nın trafik projesiyle uğraşıyorlar. Türkiye’nin hiçbir ilçe girişinde olmayan bu kavşağı yapan firma ile karayolları trafik standartlarına uygunluğunu onaylayan Karayolları yetkililerine literatüre girecek,”Garabet Kavşağı Yaratma Üstün Başarı Ödülü” verilmeli… Anımsatayım; Aylar önce Taşbaşı’nda inceleme yapılan giriş-çıkış yolunun açılması konusunu anımsatayım. Alaplı vekilim alışkın olduğun vaad müjdeleri yerine sonuç müjdesi bekleniyor.