SON DAKİKA

KDZ. EREĞLİ’NİN SEL DOSYASI: 167 YILLIK GERÇEK..

KDZ. EREĞLİ’NİN SEL DOSYASI: 167 YILLIK GERÇEK.. 16 Ekim, 2026 22:47 •Güncelleme: 16 Ekim, 2026 23:21 KDZ. EREĞLİ’NİN SEL DOSYASI: 167 YILLIK GERÇEK..

1859’dan 2026’ya uzanan tarihî kayıtlar… Değişen yıllar, tekrarlayan taşkınlar ve yanıt bekleyen sorular.

S Rota Haber – Seyhan Dikay

Karadeniz Ereğli’de dün yaşandı, bugün yeniden yaşandı… Peki, yarın ne olacak?

S Rota Haber olarak gerçekleştirdiğimiz arşiv araştırmasında, Karadeniz Ereğli’de geçmişten günümüze uzanan sel ve taşkın kayıtlarını, basına yansıyan olayları ve taşkınlara karşı yürütülen çalışmaları inceledik.

Ulaşabildiğimiz tarihî kayıtlardan günümüz haberlerine kadar uzanan araştırmamız, Ereğli’nin taşkın tehlikesiyle uzun yıllardır karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Deniz kıyısında yer alan, dereleri, akarsu yatakları ve engebeli arazi yapısıyla kendine özgü bir coğrafyaya sahip olan Karadeniz Ereğli’de şiddetli yağışların sonuçları, bölgeden bölgeye değişebiliyor. Ancak coğrafi koşulların oluşturduğu riskler kadar, bu risklere karşı alınan önlemler ve yapılan çalışmaların sonuçları da önem taşıyor.

Amacımız yalnızca geçmişte yaşanan selleri hatırlatmak değil; Ereğli’nin taşkın hafızasını ortaya koymak, yapılan çalışmaları sorgulamak ve gelecekte yaşanabilecek mağduriyetlerin önlenmesine katkı sunmak.

Çünkü mesele yalnızca yağmurun ne kadar yağdığı değil; suyun nereden geldiği, hangi güzergâhtan ilerlediği, neden bazı bölgelerde biriktiği ve aynı sorunların tekrar yaşanmaması için neler yapılması gerektiğidir.

1859: 59 dükkân sular altında kaldı

Yerel tarih yayınlarında yer alan bir kayda göre, 18 Kasım 1859’da Ereğli’de yaşanan sel nedeniyle 59 dükkân sular altında kaldı. Suyun Beyçayırı yönünden geldiği aktarılıyor.

1860: Dere taştı, dükkânlar zarar gördü

Yerel tarih yayınlarında aktarılan kayda göre, 5 Haziran 1860’ta Ereğli’de Tapak Deresi olarak anılan Pençes Deresi’nin taşması sonucu çok sayıda dükkân zarar gördü. Aynı anlatımda, ayakkabıcı Mustafa oğlu Ali’nin sele kapıldığı, ancak yüzerek kıyıya ulaşmayı başardığı belirtiliyor.

Bu tarihî bilgilerin dönemin özgün belgeleriyle ayrıca doğrulanması gerektiğini belirtmek önemli. Ancak söz konusu kayıtlar, Ereğli’nin taşkın geçmişinin ne kadar eskiye uzandığını gösteren dikkat çekici araştırma izleri sunuyor.

Yıllar geçti, taşkınlar gündemden düşmedi

1997 yılında Kavaklık Mahallesi’nde yaşanan sel, 2007’de Kabasakal ve Pençes derelerinin taşması, 2015’te ev ve iş yerlerinin su altında kalması, araçların dereye sürüklenmesi ve 2023’te Gülüç Irmağı çevresindeki tarım alanlarının zarar görmesi…

Farklı tarihlerde yaşanan bu olaylar, taşkın meselesinin yalnızca tek bir dereyle veya tek bir mahalleyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

Yıllar içerisinde dere ıslahı, köprü ve menfez düzenlemeleri, temizlik çalışmaları ve yağmur suyu altyapısına yönelik yatırımlar gündeme geldi. Ancak yapılan çalışmaların hangi bölgelerde ne ölçüde etkili olduğu ve devam eden risklerin neler olduğu da açıklığa kavuşturulmalı.

Çünkü bir projenin yapılmış olması, taşkın riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, her taşkının tek bir nedene bağlanması da doğru değil. Şiddetli yağış, dere yataklarının kapasitesi, köprü ve menfezlerin durumu, yağmur suyu altyapısı ve havzalardan gelen su birlikte değerlendirilmek zorunda.

Ereğli’nin coğrafyası zor, peki çözüm nerede?

Karadeniz Ereğli’nin coğrafi yapısını değiştirmek mümkün değil. Deniz, engebeli arazi ve akarsu yatakları bu kentin doğal gerçekleri.

Ancak coğrafyanın oluşturduğu risklere karşı hazırlıklı olmak, altyapıyı güçlendirmek, dere yataklarını düzenli olarak incelemek ve gerekli koruma projelerini hayata geçirmek mümkün.

Burada belediyenin temizlik, yağmur suyu altyapısı ve yerel müdahale çalışmalarıyla DSİ’nin görev alanındaki dere ıslahı projelerini birbirinden ayırmak gerekiyor. İlgili kurumların sorumlulukları ve yaptıkları çalışmalar, somut veriler üzerinden değerlendirilmelidir.

Yetkililere soruyoruz: Ereğli ne kadar hazır?

Kabasakal, Pençes ve Sakindere dereleri ile Gülüç Irmağı çevresinde taşkın riskini azaltmak için hangi projeler tamamlandı?

Devam eden çalışmalar hangileri? Dere yatakları, köprüler, menfezler ve yağmur suyu hatları için güncel risk değerlendirmeleri yapılıyor mu?

Geçmiş yıllarda yaşanan taşkınlardan sonra alınan önlemlerin sonuçları ölçülüyor mu? Aynı bölgelerde yeniden mağduriyet yaşanmaması için hangi çalışmalar öncelikli olarak planlanıyor?

Bu soruların amacı herhangi bir kurumu peşinen suçlamak değil; Ereğli’nin geleceği açısından önem taşıyan bir konuda kamuoyunun bilgi edinmesini sağlamak.

Dün yaşandı, bugün yaşandı… Yarın ne olacak?

1859’dan günümüze uzanan tarihî kayıtlar, Karadeniz Ereğli’nin taşkınlarla mücadelesinin yeni olmadığını gösteriyor.

Ancak geçmişte yaşananları hatırlamak tek başına yeterli değil. Asıl önemli olan, bu olaylardan hangi derslerin çıkarıldığı, hangi önlemlerin hayata geçirildiği ve gelecekte yaşanabilecek zararların nasıl azaltılacağıdır.

Coğrafyayı değiştiremeyiz; ancak coğrafyanın getirdiği risklere karşı ne kadar hazır olduğumuzu sorgulayabiliriz.

Ereğli’nin ihtiyacı, yalnızca yağıştan sonra yaraları sarmak değil; taşkın riskini azaltacak kalıcı çözümleri hayata geçirmek, kurumların sorumluluklarını netleştirmek ve yapılan çalışmaların sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmaktır.

Çünkü mesele yalnızca suyun nereden geldiği değil; aynı bölgelerde yaşanan taşkınların ardından hangi kalıcı çözümlerin üretildiğidir.

Geçmişten bugüne Ereğli’nin sel ve taşkın hafızası üzerine özel araştırma dosyası.

Yorum Ekle