
Eğitim Sen Ereğli Temsilcisi İbrahim Koç, "Ülkemizde okullar ve üniversiteler başta olmak üzere, bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları ile eliyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır" dedi. Eğitim Sen Üyesi öğretmenler hükümetin eğitim politikalarını eleştirmek için bir günlük iş bırakma eylemi yaptı. Alevi Kültür Dernekleri Ereğli Şubesi ve bazı sivil toplum örgütlerinin de desteklediği Eğitim Sen üyesi öğretmenler, Atatürk Anıtı'nda toplanan öğretmenler, yapılan basın açıklaması ile görüşlerini kamuoyuna anlattı. Eğitim Sen Ereğli temsilcisi İbrahim Koç, yaptığı açıklamada 12 Eylül darbeci zihniyetinin günümüzdeki temsilcisi olan AKP iktidarının başta eğitim sistemi olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarını kendi siyasal ideolojik hedefleri doğrultusunda, tekçi, baskıcı ve otoriter uygulamalar üzerinden tüm topluma dayattığını savundu. Yıllardır özellikle eğitim sistemi üzerinden hayata geçirilen ve pedagoji bilimine tamamen aykırı olan bilim düşmanı politika ve uygulamaların, geçtiğimiz 12 yıl içinde tarihte hiç olmadığı kadar arttığını öne süren Koç şunları söyledi: "Okulöncesi eğitimden üniversitelere kadar eğitim sistemi, bilimin en temel evrensel gerçekleri yok sayılarak, iktidar tarafından sürekli istismar edilen dini kural ve referanslara göre düzenlenmektedir. Siyasi iktidar, eğitimde bilimsel, laik ve demokratik ilke ve değerleri temel almak yerine, farklı din, mezhep ve kimlikleri yok sayan ayrımcı, ötekileştirici politikaları hayata geçirmektedir. Çok inançlı, çok dilli, çok kültürlü ülkemiz , iktidar tarafından okulda, işyerinde, mahallede ve sokakta inanç ve kimlik farklılıkları üzerinden kutuplaştırılıp bölünmeye çalışılmaktadır. Eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında gündeme getirilen karma eğitimi kaldırma girişimleri, öğrencileri imam hatiplere yönlendirme, normal ortaokullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, reşit olmayan kız çocuklarının başının kapatılmaya zorlanması , okullara zorunlu mescit uygulaması, ders kitapları ve müfredatta dini söylemlerin kullanılması ve son olarak içeriği itibariyle din şurası şeklinde gerçekleşen 19. Milli Eğitim Şurasında alınan kararlar, bizler için bardağı taşıran son damla olmuştur. 12 Eylül askeri darbesi sonrasında uygulanmaya başlanan zorunlu din dersi, yıllardır din ve vicdan özgürlüğü açıkça ihlal edilerek uygulanmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi zorunlu din dersinin, din ve vicdan özgürlüğünün ihlali olduğuna karar vermiş, ancak yargı kararlarına rağmen bugüne kadar gerekli adımlar atılmamıştır. Ülkemizde bütün din ve inanışlar öğrencilere eşit mesafede tanıtılmamakta, bu durum okullarda özellikle Alevi ve gayri Müslim öğrencilere yönelik ayrımcı, dışlayıcı uygulamaların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
