Parlamenter demokratik sistemimizin vazgeçilmezi olan siyasi partiler halktan aldığı destek ve güç oranında anayasal düzenimiz doğrultusunda genel ve yerel yönetimlerde hizmet üretirken yapılan her yeni seçimde yine halktan onay istiyor.
Bu Cumhuriyetin kuruluşuyla tek partiden çok partili demokrasiye geçtiğimizden buyana egemen güçler ya da vesayetli taşeroncuların işbirlikçi girişimleriyle bugünlere geldik. Çok partili demokrasiye geçtiğimizden buyana sosyo-kültürel yapımızda sağcı, solcu, radikal muhafazakar ve de aşırı uçlar sarmalında yer alan partiler içinde tercihlerimizle demokrasimizle özdeştirdik. Siyaseti yönlendiren partiler demokrasimizi milliyetcilik, ulusalcılık ve radikal İslami unsurları toplumsal ayrışma argümanı olarak kullandıkça küresel egemen güçlerin enerji ve hammadde kaynaklarındaki çıkarlarını paylaşım projelerinde Ortadoğu coğrafyasında rol model ülke olurken iç ve dış terörle mücadele içinde bunaldık. Çok partili düzene geçtiğimizden buyana iktidar gücü merkez sağ partilerin siyaset demokrasisiyle devam etti. Ara ve koalisyonlar dönemleri de dahil 12 Eylül 1980 darbesinden sonra siyaset ve demokrasi her alanda yeniden re-organize edildi. 4 siyasal eğilimi Özal’ın ANAP iktidarıyla bütünleştirdikten sonra küresel güçlerin Ortadoğu coğrafyasındaki projelerinin gerçekleşmesinde radikal islamı,”Ilımlı İslam” siyasetiyle 2003’den bugüne geldik.
Köşe yazısının tamamını okumak için aşağıda bulunan linki tıklayınız..
http://www.ereglirotahaber.com/yazar/siyasetten-beklenti-umutsuz-mu--124.html