Pazara gidiyorsun, 10 TL’ye ikinci el kıyafet satılıyor. Üstelik çoğu ürün çöp kıvamında ve bazıları kanserojen maddeler içeriyor—insanların sağlığıyla oynanıyor.
Bu bir ‘ucuzluk’ değil, emeğin ve sağlığın değersizleşmesi. O fiyata satılmaması gereken ürünler piyasada ve bu durum düzeni bozuyor.
Bir kriter şart: Çöp satılmasın, fiyat endeksi yapılsın, satıcılar en azından bir odaya kayıtlı olsun. Kaydı olmayan ürün pazara girmemeli. Cumartesi pazarından ikinci el ürünler kaldırılmalı; bunlar sadece haftanın bir günü, “bit pazarı” adı altında başka bir yerde açılsın—mesela çarşamba, köylü pazarında. Böylece hem standart bir sistem oluşur hem de kargaşa kalkar.
Beklenen denetim: Sebze ve meyveye uygulanan denetimlerin aynısı, kıyafet satışlarında da uygulanmalı. Özellikle ikinci el ürünler için, hatta 3. el, 5. el ürünlerde bile fiyat politikası ve kalite kontrolü olmalı. Bu denetim sağlanmazsa, pazarda düzensizlik ve sağlık riskleri devam eder.
Millet toptancıdan parayla ürün alıyor, getiriyor pazara; diğer taraf elden alıyor, al kardeşim, sana kimse “alma” demiyor. Ama 10 liraya satma! Premium, vintage ürün satanları çiğnemek doğru değil. Pazar yeri eğlence yeri değil; eğlenmek isteyen oyun parkına, çocuk parkına gitsin. Buraya gelirken iş, emek, değer ve sağlığı çiğnemeye gelme!
Diğer pazarcı esnafı bu konuda sesini çıkaramıyor ama ben onların sesi olacağım. Bu iş sonuçlanana kadar ben onların sesi olacağım!
Türkiye’nin başka bölgelerinde böyle sistemli pazarlar var. Bizim en yakınımıza da Devrek ilçesinde örneği var. Demek ki yapılabiliyor, tek mesele isteyip uygulamak.